MUHTELİF KONULAR

SORU: Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, Yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın;Hadis’i şerifinin aslı varmıdır?

CEVAB:Çok yaygın ve meşhur olan bu hadis-i şerifin aslı şöyledir.Peygamberimiz(s.a.v.)Hiç şüphe yokki bu din; pek sağlam,tahammül edilemeyecek kadar çetindir.Onda rıfk ile,zorlama olmaksızın yürü.Rabbine olan ibadeti,kendine buğz ettirme.Çünkü yolculukta bineğini takatsiz hale getiren kimse yolda katedemez,sağlam bir sırt da bırakamaz.O halde ebediyen ölmeyeceğini zanneden bir kimsenin ameli gibi amel edin çalışın.Yarın ölmekten bırakamaz.O halde ebediyyen ölmeyeceğini zanneden bir kimsenin ameli gibi amel edin çalışın.Yarın ölmekten korktuğun gibi de sakınmakla sakın,buyurmuşlardır.(Beyhaki,Şuabül-iman, 3/402,No:3886)

SORU:Zekat ve fitre verirken bunların zekat ve fitre olduğunu fakire söylemek şart mıdır?

CEVAB:Şart değildir,bunlar fakire söylenmese de,zekat ve fitre sahih olur.Ancak bunların zekat ve fitre niyyetiyle verilmesi şarttır.

SORU:Küçük çocuk için velisi fitre verir mi?

CEVAB:Velisi küçük çocukları için fitre verir.

SORU:Kuran’ı Kerim yıpranır,ondan istifade edilmez hale gelirse,onu yakmak caiz midir?

CEVAB:Eskiyip yırtılan mushaflar bir torba içine yerleştirilip pislik atılmayan ve pek basılmayan bir arazide toprağa gömmek en uygun çaredir.(Fetevayı hindiye 5/323)

SORU:İmama rukuda yetişmiş kişi, o rekata yetişmiş sayılırmı?

CEVAB:İmama rukuda yetişen kimse o rekata yetişmiş sayılır.İmam rukudan kalktıkdan sonra ona uyan kimse o rekata yetişmiş olmaz.

SORU:Kılınmayan vitir vacibin kazası varmıdır.

CEVAB:Kılınmayan vitir vacib namazının kazası vardır.

KAZA NAMAZI BORCU OLAN SÜNNET NAMAZ KILAMAZ MI ?

Meseleyi meçhullükten kurtarmak için mezheplerin görüşlerine göz atmakta fayda vardır.Sonunda da Hanefi’ nin görüşüne işarette bulunarak noktayı koyabiliriz.

 

Hanefilere göre: Kaza namazı borcu olanlar beş vakit öncesi ve sonrası sünnetleri kılmalı,kaza namazı kılmak için bu sünnetleri terk etmemelidir.Ayrıca kılınması için hakkında hadis bulunan diğer kuşluk,tesbih,evvabin,teheccüd namazları da kılınmalı,kaza namazı için bunlarda terk edilmemelidir.

Bunların dışında kendiliğinden kılınan nafile namazlar olacaksa,işte bunların yerine kaza namazı kılınması uygun olur.Ama namaz öncesi ve sonrası sünnetlerle,kılınması için Efendimiz’in tavsiyeleri bulunan sünnetler kaza namazı için terk edilmemelidir.

-Peki kaza namazı için sünnetler terk edilirse ne olur?

-Hiçbir şey olmaz.Sadece bir farz kılınmış,bir sünnette terk edilmiş,yani bir kaza kılınmış bir de terkedilmiş olunur.

 

Malikilere gelince: Kaza namazı olanlar,sabah namazı sünneti,vitir,bayram,tahiyyetül mescid gibi haklarında hadis bulunan sünnetleri kılmaları caizdir.Kılmayıp da kaza kılsalar en uygununu yapmış olurlar.

 

Hanbelilere göre: Farz namaz borcu olanların namaz öncesi ve sonrası sünnetleri kılmaları caizdir.Ancak kazalarını kılmaları efdaldir,daha iyisidir.Başka nafile kırmaları haramdır.

Sabah namazının sünneti bütün mezheplerde müstesna.O çok kuvvetli bir sünnet olduğundan her zaman kılınır,hiçbir durumda ihmale uğratılmaz.

 

Şafi’iye göre:Onda farz namaz borcu olanların sünnet kılmaları caiz olmaz.Bir an evvel farzları kılıp borçlarından kurtulmalı,ondan sonra sünnetleri kılma imkanı elde etmiş olmalılar.

 

-Görüldüğü üzere dört mezhepten üçüne göre,üzerinde kaza namazı borcu bulunan kimselerin sünnet kılmaları caiz olup,Hanefilere görede üstelik efdaldir,yani daha iyi ve faziletli davranıştır.

-Sünnetleri bırakıp da yerine kaza kılacak olan bir Hanefi,bir kazanmış,birde kaybetmiş sayılır.Kazandığı,kıldığı farz borcundan kurtulmuş olmasıdır.Kaybı da,terk ettiği sünnet sevabından mahrum olmasıdır.Demek ki sünnetleri terk ederek kaza kılmada bir kazanç,birde kayıp söz konusudur.Bu ise insana pek huzur vermemektedir.

-Bunun en huzurlusu:Bir Hanefi’nin kayba uğramadan kazanmasıdır.Yani sünnetleri terk etmeden kazaları kılmasıdır.

 

Unutulmamalıdır ki,bir kaza namazı beş dakika vakit alır.Bir sünnet terkinden de ancak beş dakika kazanılır.Beş dakika kazanmak için sünneti terk mahrumiyeti göze alınabilir’ mi? Halbuki gün boyu hayatımızda değil beş dakika,bazen saatlerimiz boşa harcanabilmektedir. Kazanacaksak oralardan kazanmalıyız,vakitlerimizi…

ÂMİN HAKKINDA !

Fatiha’yı şerifeyi okuyan kişinin Velad-dâllin dedikten sonra Âmin demesi sünnettir.Dinleyen kişinin:Âmin demesinde büyük faziletler vardır.

Nitekim Ebu Hureyre(r.a)’dan rivayet edilen bir Hadis’i şerifte Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur.=İmam :Velad-dâllin dediğinde siz âmin deyin,yer kimin âmin demesi,meleklerin âmin demesine rastlarsa,o kişinin geçmiş günahları affolunur.(Buhâri/Tirmizi/Müslim/Ebu Davut/Nesei/İ./Mace)

 

Âmin:Kabul et manasındadır.

Üstâdımız Hâcı Ali Haydar Efendi kendi kuran-ı keriminin kenarına şöyle yazmıştır.Efendimiz(s.a.v.)Velad-dâllin âmin der ve sesini yükseltirdi.(Ebu Davut/ Buhâri/Tirmizi/İbni Mace)

Ebu Meysere(r.a) den rivayete göre:Cibril’i emin Resulullah(s.a.v.)e Fatiha’yı şerifeyi okuturken Velad-dâllin kelimesine ulaşınca: Âmin de ? dedi.Resulullah(s.a.v.) de Âmin ? dedi. (Suyuti,Durrul-Mensur)

Sahabeyi kiram’dan Ebi Züheyri Nemiri (r.a) dua yapan bir adam gördüğünde ona:Duanı’aminle bitir.Zira-Âmin-sahife üzerine basılan mühür gibidir.Derdi. Ve sonra ben bu hususta size bir haber vereyim’mi diyerek şöyle anlatırdı.Bir gece Resulullah(s.a.v.) ile beraber çıkmıştık,çok ısrarla dua eden bir adama rastladık.Efendimiz onun dualarını dinlemek üzere durdu, ve Eğer mühürlerse duasını kabulunu vâcip etti buyurdu. Cemaatten biri Neyle mühürleyecek dedi. EfendimizÂmin’le mühürleyecek zira o , Âmin’le mühürlerse muhakkak duasının kabulünü vacib kılmış olur buyurdu.(Ebu Davut,Salat:167)

Hazreti Aişe(r.a) dan rivayet edildi ki Resulullah şöyle buyurdu;Yahudiler sizi selam ve Âmin hususunda kıskandıkları gibi hiç bir hususta kıskanmış değillerdir. Yani âmin ve selamın onlara verilmeyip size verilmesinden dolayı sizi çok kıskandılar.( İbni Mace;İkamet14)

Hazreti enes(r.a)den rivayete göre,Efendimiz(s.a.v.)şöyle buyurdu:Bana üç özellik verildi.Birincisi,Saflar içerisinde namaz kılmak bana ihsan edildi.İkincisi,Müminlerin birbirine selam vermesi bana verildiki o, cennet ehlinin selamıdır. Bir de bana âmin verildi ki o, sizden öncekilerinden hiç birine verilmemişti.Ancak Allah’u teala onu (âmini) Harun(a.s) a vermişti.Zira Musa(a.s) dua ederken Harun(a.s) is âmin diyordu.(Kenzul umman)

YA GÖRSELERDİ NE YAPARLARDI !

Hz.Ebu hureyre(r.a)anlatıyor:Resulullah (aleyhisselatü vesselam)buyurdular ki:

Allah’ın,yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır.Allahu Teâla’yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa,birbirlerini Aradığınıza gelin!Diye çağırırlar.(Hepsi gelip)onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar.Allah,-onları en iyi bilen olduğu halde-meleklere sorar:Kullarım ne yapıyorlar ?

Seni tesbih ediyorlar,sana tekbir okuyorlar,sana tahmid okuyorlar.Sana tazim ediyorlar derler.Rab teâla sormaya devam eder: Onlar beni gördüler mi? Hayır ! derler Ya görselerdi ne yaparlardı? Eğer seni görselerdi ibadette çok daha ileri giderler:çok daha fazla tazim,çok daha fazla tesbihde bulunurlardı. derler.Allah tekrar sorar  Onlar ne istiyorlar Senden,derler,cennet istiyorlar Cenneti gördüler mi?der. Hayır ey rabbimiz!Derler.

Ya görselerdi ne yaparlardı?Der. Eğer görselerdi,derler,cennet için daha çok hırs gösterir,onu daha ısrarla isterler,ona daha çok rağbet gösterirlerdi Allah Teâla sormaya devam eder Kullarım neden korkuyorlar? Cehenneminden korkuyorlar derler Onu gördülermi der Hayır rabbimiz,görmediler!derler Ya görselerdi ne yaparlardı?der. Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetle kaçarlar,daha şiddetli korkarlardı derler.Bunun üzerine Rabb Teâla şunu söyler Sizi şahid kılıyorum,onları affettim!Resulullah sözüne devamla Onlardan bir melek der ki:Bunların arasında falanca günahkar kul dahi var.Bu onlardan değil.O başka bir maksatla uğramıştı,oturuverdi Allah Teâla Onu da affettim,onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde kaybedenlerden olmazlar buyurur…

(Buhâri,Daavât 66-Müslim,Zikr 25-Tirmizi,Daavât 140)